Bakan Fidan: İsrail yayılmacılığı, dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunu
Mehmet ÇINAR- İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)- DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığını belirterek, "İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir
DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığını belirterek, İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde basın toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye'den ve yurt dışından basın mensuplarının katıldığı toplantıda Bakan Hakan Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı bir merkez olduğunu söyledi.
150 ÜLKEDEN 6 BİN 400 KATILIMCI
Lider panellerinden bölgesel oturumlara birçok farklı format ve içerikte kapsamlı programı başarıyla hep birlikte icra ettiklerini belirten Fidan, Toplam 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesini hep birlikte yapma imkanımız oldu. Asya Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya dünyanın dört bir yanından gelen liderleri, karar alıcıları ve uzmanları aynı çatı altında dinleme ve tartışma imkanımız oldu. Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı formumuza katıldı. Emsalleriyle kıyaslandığı zaman gerçekten çok büyük bir rakam. Hem kapsadığı coğrafya itibarıyla hem de katılımcıların sayısı itibarıyla. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi forumumuza iştirak ettiler diye konuştu.
SUUDİ ARABİSTAN, MISIR VE PAKİSTAN'LA DÖRTLÜ TOPLANTI
Forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara ev sahipliği yapıldığını ifade eden Bakan Fidan, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda bölgemizde barış ve istikrarı destekleyici adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı olarak tesisine yönelik muhtemel girişimleri ele aldık. Bölgemizin geleceğine ilişkin ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla atacağımız somut adımları tespit ettik. 6 Müslüman ülkenin bir araya geldiği toplantıda ise Gazze Barış Planı'nı ele aldık. Sürece ilişkin ortak irademizi teyit ettik. Bölgemizde kalıcı barışın tesisine yönelik birlikte hayata geçireceğimiz ortak planlamaları ele aldık ifadelerini kullandı.
BÖLGESEL KRİZLERİN ÇÖZÜMÜ O BÖLGENİN DİNAMİKLERİNDE
Türk Devletleri Teşkilatı gayriresmi dışişleri bakanları toplantısında ortak coğrafyanın gündemindeki meseleleri istişare ettiklerini ifade eden Fidan, ADF'nin farklı görüşleri, farklı coğrafyaları ve farklı çıkarları aynı masada buluşturan niteliğinin bir kez daha teyit ve test edilmiş olduğunu söyledi. Oturumlarda bölgesel krizlerin ancak o coğrafyanın kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımıyla çözüme kavuşturulacağı fikrinin belirgin biçimde öne çıktığını belirten Fidan, Küresel ekonomiye dair oturumlarımız da aynı ölçüde verimli geçti. Korumacılığın yükseldiği bir çağda yatırımların, serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin uluslararası istikrara yapacağı katkıyı tekrar tekrar uygulama imkanı oldu dedi.
AFRİKA KITASINA ÖZEL ÖNEM
Afrika kıtasına bu yıl da özel bir önem verildiğini anlatan Bakan Fidan, şöyle konuştu:
Kıtanın yatırım ve kalkınma potansiyeli masaya yatırıldı. Aynı zamanda güvenlik ile kalkınma arasındaki kritik bağlantıyı da hassasiyetle değerlendirdik. Forumumuzda diplomasiyi geleneksel sınırlarından çıkarıp yarını şekillendirecek alanlara taşıdık. Geleceğin dünyasına şekil verecek olan yapay zekanın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen stratejik rekabeti ve küresel enerji haritasının yeniden çizilmesi konuları da bu seneki forumda panellerimizde tartışıldı. Ev sahipliğini yapacağımız COP 31'e giden süreç bağlamında gıda güvenliğinin önemiyle kuraklık ve iklim değişikliğine karşı atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğinin altını da ayrıca çizdik. Kültürel diplomasi alanında düzenlenen etkinlikler ise forumumuzun çok katmanlı yapısını tamamlayan anlamlı buluşmalardan biri oldu.
ADF DÜNYADA UMUT, DİYALOG VE ÇÖZÜM ZEMİNİNE DÖNÜŞTÜ
ADF'nin dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüştüğünü kaydeden Bakan Fidan, Bu forum aynı zamanda hariciye teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapsolmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde ara buluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek diye konuştu.
'BİZ İSRAİL GİBİ DEĞİLİZ'
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Fidan, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile yapılan dörtlü toplantıya ilişkin, şöyle konuştu:
Burada ilk baştan itibaren hedefimiz, bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren bütün konuları ele alarak sahici, uygulanabilir bir gündemle yoluna devam etmesi. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi gerçek hayatta uygulanabilir ekonomi, teknoloji, sağlık, savunma gibi birçok alanda nasıl uygulayabiliriz, bunları hayata geçiriyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında bir temsiliyeti ortaya koyuyor ve etrafında bütün bir bölge var. Biz bölgenin olması gereken iş birliği imkanlarını kullanmadığı için kendi potansiyelini hayata geçiremediğine dair kuvvetli inancımız, rasyonel tespitimiz var. Bu tespitten hareketle somut konuları hayata geçirmek için hep beraber bir araya geliyoruz. Çok ciddi siyasi krizler, çatışmalar var. Bu çatışmaların sönümlendirilmesi için de neler yapılabilir? Biz İsrail gibi değiliz. Onlar Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz, onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük; eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilanihaye bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler.
BÖLGE ÜLKELERİ SORUNLARA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDA
Bölge ülkelerinin bir araya gelip, bölgenin sorunlarına sahip çıkmak zorunda olduğuna işaret eden Bakan Fidan, Bu bizim için yaşamsal bir gereklilik. Bunun için yeterli olgunluğun, kapasitenin ve vizyonun olduğuna biz Türkiye olarak yürekten inanıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda ortaya koyduğu çok güçlü bir irade var. Yıllar içerisinde bölge liderleriyle de bu vizyon üzerinde yaptıkları bir anlayış birliği var. Şimdi bunun hayata geçmesi gerekiyor. Birçok sıkıntı var bölgemizde. Gazze'deki soykırım, Lübnan, arkasından İran. Bütün bunların ortaya çıkarttığı bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen çatışmaları artıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz. Arayış içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız, Sayın Şahbaz Şerif ve Sayın Şeyh Temim'le de bir araya geldiği zaman tabii ki bölge konularını konuştular. Yine bu vizyonla konuşuldu. Bu vizyon herkesin sahip çıktığı bir vizyon ifadelerini kullandı.
'HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA KARIŞIK BİR DURUM VAR'
Hürmüz Boğazı'yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden, bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz dedi.
'İRAN-ABD GÖRÜŞMELERİNDE KRİTİK AŞAMAYA GELİNDİ'
İran ile ABD arasında Pakistan'ın ara buluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu, her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz diye konuştu.
PAKİSTAN'LA YENİ GÖRÜŞME
Gelinen noktada tarafların belli konularda hala tartışma içerisinde olduklarını dile getiren Bakan Fidan, Bunların detayına girmek istemiyorum. Daha gelmeden önce önemli bir görüşme yaptım. Pakistan tarafıyla da nerede duruyoruz? Atmamız gereken bir sonraki adımlar ne kapsamında? Şimdi tabii ki önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesiyle beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını tek kişi, kimse istemiyor. Umudumuz tarafları yine dünya kamuoyunun yaptığı baskı neticesinde ateşkes süresini uzatmaları ve uzatılmış bu süre içerisinde bugüne kadar çözemedikleri ama çözme iradesi arayışında oldukları başlıkları çözmeleri. Biz en başta da söylemiştik, iki haftalık bir süre ateşkes için iyi ama önlerindeki dosya o kadar kapsamlı ki iki haftada bütün bu konuların hepsini çözmek mümkün olmayacak. Dolayısıyla yeni bir uzatmaya ihtiyaç olacak. Bu uzatma da inşallah gelir. Ben o konuda iyimserim ama bazı konuların netleştirmesi lazım. Büyük ölçüde inşallah müzakerelerin tamamlandığını görüyoruz. Ama çok kritik bir-iki başlıkta hala görüş farklılıkları devam ediyor. İnşallah ona da en kısa sürede uzanacak ifadelerini kullandı.
RUSYA-UKRAYNA VE GAZZE VURGUSU
İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini açıklayan Fidan, şöyle devam etti:
Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte beis görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna'daki barış müzakerelerini ve Gazze'deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz.
TÜRKİYE KENDİNİ KORUYACAK NİTELİKTE
Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ve İsrail üçlüsünün Doğu Akdeniz'deki ittifakına yönelik soruya yanıt veren Bakan Fidan, Bölgede İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin bir araya gelip bir askeri ittifak kurması, somut birlikler oluşturması, tehdit önceliği belli. Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler. Yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize 'Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var, bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını? Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. Yani bu iş birliği ruhunu açıkçası biz hiçbir zaman için rahatsız etmek istemedik. Ama o toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa'da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu bir endişe kaynağı olmaya, sadece bizim için değil. Bakın bu Türkiye'nin bir sıkıntısı değil. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail'in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken hani sanki Türkiye burada gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var dedi.
'DÜNYANIN BAŞINA BELA OLMUŞ DURUMDA'
Gazze'ye yönelik soruları yanıtlayan Bakan Fidan, şöyle devam etti:
Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada, tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı'nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu'nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun İsrail yayılmacılığı sorunu, yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye'yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı.