ADF 2026'nın ikinci gününde Bakan Fidan'dan HostTalk toplantısı
Mehmet ÇINAR-İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)- DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF 2026) ikinci gününde gerçekleştirilen HostTalk toplantısında soruları yanıtladı
DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF 2026) ikinci gününde gerçekleştirilen HostTalk toplantısında soruları yanıtladı.
Antalya'nın Serik ilçesi Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde düzenlenen ADF 2026'nın ikinci gününde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın HostTalk toplantısı gerçekleşti. TRT World Londra'dan Maria Ramos'un moderatör olduğu toplantıda Bakan Fidan soruları yanıtladı.
BÖLGESEL KONULAR İÇİN ADF BİR FIRSAT
ADF'nin verimli devam ettiği, katılımcıların ve konu sayılarının arttığını belirten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bu platformu özellikle de bizim bölgesel konularımıza odaklamak istiyoruz. Diplomasi forumları veya benzer platformlar dünyanın dört bir tarafında çoğunlukla oralara gittiğiniz zaman hep benzer sorular soruluyor. Küresel sorular veya batı dünyasını ilgilendiren konular hep ele alınıyor. Ancak bizim bölgemizle alakalı olan bölgesel konular bizim için çok daha önemli. Bunları derinlemesine tartışmak istiyoruz. Belki Ukrayna meselesi de bunun içerisinde. Ukrayna meselesi Avrupa'da özellikle ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de birçok farklı platformlarda ele alınıyor. Ancak Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Akdeniz bölgesi bunların çok fazla platformda ele alındığını da görmüyoruz. O yüzden Antalya Diplomasi Forumu, bize eşsiz bir fırsat da sunuyor bölgemiz için ve bölgemiz içerisinde bölgesel çözümler ve fikirler ortaya çıkarması açısından bizim için çok önemli dedi.
DİPLOMASİNİN ÖNEMİ
Uluslararası sistemin çökmek üzere olduğu bir dönemde diplomasinin geçerliliği sorulan Bakan Fidan, diplomasinin bu çağda her zaman olduğundan daha önemli ve daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bakan Fidan, Bizler çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çökmeye başladığını görüyoruz ve çok daha fazla diyaloğa ihtiyacımız var. Belli kurallara ihtiyacımız var. Çoğu zaman ülkeler arasındaki ilişkiler konusunda otomatik pilotta gidiyor. Çünkü sıkıntı olmadıkça her şey kendisi otomatik gidiyor. Ama bir şeyler zorlanmaya başladığında daha fazla iş birliğine, daha fazla iletişime ihtiyacınız var ki taraflardan biri veya hepsi bir kazaya uğramasın veya çökmesin. Biz artık uluslararası sistemde ulus devletlerin daha fazla önem taşıdığını görüyoruz ve bu bağlamda devletler içinde diplomasi çok çok daha önemli diye konuştu.
BÖLGESEL ÜLKELER PROBLEMLERİNİ ÇÖZMEYE BAŞLAMALI
Türkiye, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin barış ve istikrar için oynadığı rolle ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Fidan, Bölgesel sahiplenme gerçekten önemli bir dış politika kavramı. Biz esasında kendi bölgesel ortaklıklarımızla çok daha fazla görüşüyoruz. Bu sadece Orta Doğu ile Kafkaslar ile sınırlı değil. Balkanlar, Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi de bunun içerisine dahil. Bölgesel iş birliği ve sahiplenme gerçekten çok çok önemli. Çünkü eski sisteme baktığınız zaman, özellikle bizim doğu bölgemize baktığınız zaman bir hegemon gücün gelip problemi çözmesi bekleniyor. Ve hegemon güç oraya gelip problemi çözmeye başladığında, çözümden daha fazla problem üretiyor. Bu sürekli tekrarlıyor. Dolayısıyla artık bölgesel ülkelerin bir araya gelip kendi problemlerini sahiplenip bunu çözmeye başlamaları lazım. Dolayısıyla hepimizin bir araya gelmesi, olgun bir şekilde kendi problemlerimizi sahiplenmemiz lazım. Temel konsept bu. Ve biz çok sayıda ülkeyi de görüyoruz. Bu işin içerisine elini taşın altına koyan ülkeler bunlar. Bunun için de çok yoğun diplomasi ve diyalog lazım çözüm bulmak için. Bu bölgesel sahiplenmeden devam edecek olursak, İran'ın ABD savaşına baktığımızda bölgesel bir çatışmanın küresel etkilerinin ne kadar fazla olduğunu buradan anlayabiliyoruz ve hiçbir ülkede bundan ari değil dedi.
'İSRAİL'İN YAYILMACI BİR POLİTİKASI VAR'
Uluslararası sistemin zayıflaması ve güç siyasetinin geri dönüşü sorusu yöneltilen Bakan Fidan, Bölgemizde güç politikaları oyunun kurallarını uzun zamandan beri domine etmekte. Dolayısıyla bizim bir şekilde bir düzene ihtiyacımız var. Sorunların çözümündeki eski yollar, çoğu zaman savaş gerektiriyordu ve bu kimsenin işine yaramıyordu. Çok fazla yıkım, çok fazla volatilite, çok fazla istikrarsızlık ve çok fazla yayılma etkisi, dünyanın dört bir tarafına. Dolayısıyla dünyanın bu bölgesinde olan şeylerin netice itibarıyla çok kısa bir zaman içerisinde başka ülkeleri de gidip etkilediğini ve çok olumsuz etkilediğini hep gördük bugüne kadar. Dolayısıyla yine diplomasiye ihtiyacımız var, diyaloğa ihtiyacımız var. Bizim gördüğümüz şey şu, aslında her zaman için her bir ülkenin, her bir ulusun kendi sınırları var. Hiç kimse, başka bir ülkenin topraklarında gözü yok. İsrail hariç, İsrail'in yayılmacı bir politikası var. İsrail hariç, bölgedeki ülkelere baktığımız zaman hepsinin kendi toprakları var, bayrakları var, kendi devletleri var. Dolayısıyla bizler toprak bütünlüğümüze, egemenliğimize ve diğer ülkelerin güvenlik ve emniyetine saygı duyduğumuz müddetçe bu çok temel bir başlangıç noktası bizim için. Problemlerin yüzde 80'ini bu şekilde çözebileceğimiz kanaatindeyim diye konuştu.
TÜRKİYE'NİN ÇOK KATMANLI DİPLOMASİSİ
Türkiye'nin çok katmanlı diplomasisine ilişkin konuşan Bakan Fidan, şöyle devam etti:
Hep çatışma taraflarıyla bizim ilişkilerimizin yoğun olduğunu görüyoruz. Biz diplomasiye ve diyaloğa dahil oluyoruz, savaşa değil. Savaşta taraf tutmak zorundasınız ama diplomasi ve diyalogda bütün tarafları işin içerisine katmanız gerekiyor. Dolayısıyla bu bizim için bir başlangıç noktası. Bizim bölgedeki dış politika önceliklerimize baktığınız zaman birincisi savaşların ortaya çıkmamasını sağlamak, eğer devam eden bir çatışma varsa bunu durdurmak ve buna bir son vermek. Ancak bu sayede biz kendi bölgemiz içerisinde ticareti ve kalkınmayı mümkün kılabiliriz. Emniyet, güvenlik ve istikrarı mümkün kılabiliriz. Başka türlü bitmek bilmeyen çatışmalar ve savaşlar istikrarsızlık getiriyor. Izdırap ve yıkım getiriyor. Özellikle son 20-30 sene içerisinde biz bunu çok acı bir şekilde tecrübe ettik maalesef. İşte bu nedenle çok sıkı çalışmamız lazım. Çok çalışmamız lazım. Mevcut yangınları söndürebilmemiz lazım. Ukrayna'dan başlayarak Gazze, İran, Afrika'daki bazı çatışmalar eğer gerekiyorsa bazen Balkanlara da aynı şekilde dahil olmaktan bahsediyorum.
'İRAN SAVAŞI, RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINI BİR TARAFA İTMEK ZORUNDA BIRAKTI'
Türkiye'nin perde arkası ara buluculuğu, sessiz diplomasisi ile ilgili konuşan Bakan Fidan, Ukrayna-Rusya savaşıyla alakalı olarak burada da inişler çıkışlar var maalesef ama iyi olan şey şu ki her iki tarafı da ve ara bulucuları da gördüğünüz zaman en azından bir ilerleme isteği var herkeste. Türkiye olarak biz ne yapmaya çalışıyoruz? Biz tarafları cesaretlendiriyoruz ki taraflar diyaloğa devam edebilsin. Taraflar bir ateşkese ulaşabilsinler ve sonrasında da kalıcı bir anlaşma ve çözümle sonuçlansın bu. Bu çok çok temel bir şey. Çünkü Ukrayna'daki savaş çok büyük bir yıkıma sebep oluyor. Çok büyük bir istikrarsızlığa sebep oluyor. 4-5 sene önce ilk başlarda dünyadaki piyasalar çok büyük etki gördü. Negatif etkilerini Rusya-Ukrayna savaşının etkilerini gördü ancak şu anda yaşadığımız tek sıkıntı şu, İran savaşı aslında. Çünkü İran'daki savaşın Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir tarafa itmek zorunda kaldığını görüyoruz. İnşallah, umuyoruz ki bir ateşkes anlaşması ve bir barış anlaşması imzalanır İran'da ve hemen biz de bütün dikkatimizi Ukrayna'ya çevirebiliriz. Oradaki görüşmeleri devam ettiririz. Bu çok önemli, yani odağımızın o bölgeden uzaklaşmaması lazım. Her iki ülke için de çok büyük bir yıkım ve bölgesel ve küresel anlamda çok büyük etkileri var. Ve çok daha önemlisi ki Allah'tan henüz daha gerçekleşmedi ama bölgesel anlamda veya diğer türlü birçok genişleme etkileri de olabilir dedi.
İsrail'in politikalarının bölgesel güvenlik mimarisine etkilerini değerlendiren Bakan Fidan, İsrail gerçekten uluslararası bir illüzyon ortaya koydu ve kendi güvenliğinin peşinden koşuyor. Fakat şu oldukça açıktır ki son birkaç sene içerisinde bu kavram altında daha fazla toprak peşinde aslında İsrail. O işin gerçeği bu. İsrail kendi güvenliğinin peşinden koşmuyor. İsrail daha fazla toprak peşinden koşuyor ve özellikle Netanyahu bunu gerekçe göstererek daha fazla toprak almaya çalışıyor. Filistin toprakları, Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, bu tarafa doğru genişlemekte, Lübnan, Suriye'ye doğru bir genişlemeci politika sürdürüyorlar. Bu işgalci tutum devam ediyor. Aslında bunun durması gerekiyor bir an önce. İsrail'in bunu anlamış olması lazım. Bölgede sonsuza kadar barışı bir şekilde yaşamanın tek yolu diğer ülkelerin de aynı şekilde toprak bütünlüğüne saygı duyarak ve sınırlarını tanıyarak yaşamaları gerekiyor. Bunu yaparken de ülkeler üzerine güç kullanmamak gerekiyor. Eğer herhangi bir güvenlik gerekçesi varsa bunların ilgili taraflar odaklanabilir fakat buraları işgal etmeye başladığınızda sadece kendi dini inanışınız açıdan bunu yapmaya başlarsınız, diyaloğun önünü kesmiş olursunuz. Bizim için gerçekten İsrail'in yayılmacı politikaları ve toprak almaya çalışması bölgesel bir problem teşkil etmektedir diye konuştu.
'İSRAİL, ASLINDA ÇOK KÖTÜ BİR SİYASET GÜDÜYOR'
İşi daha da karmaşık hale getiren meseleye dikkati çeken Bakan Fidan, İsrail şu anda hem Avrupa'dan hem de ABD'den müthiş bir destek alıyor. Avrupa özellikle Gazze'deki soykırımdan sonra kendilerine gelmeye başladılar ve bir mesafe koymaya başladılar İsrail ile. Yanlış politikalarıyla bir mesafe koymaya başladı. Fakat ABD söz konusu olduğunda aslında o noktaya gelmeye daha çok şey var. Fakat ABD'de de siyasetinde ve toplumunda da bir uyanış söz konusu İsrail ve yanlış politikalarıyla ilgili. İsrail, ABD ile olan ilişkisini kötüye kullanıyor. Fakat daha atılacak çok adım var. Fakat bölgesel ülkeler de aslında yeni bir uyanışın şafağındalar. Ve gerçekten bölgesel bir tehdit oluşturduğunu biliyorlar İsrail'in artık. Fakat bölgedeki diğer problem, İran ve bölgedeki diğer ülkeler arasındaki çatışma da işi daha da karmaşık hale getiriyor. Bütün bunların hepsini dikkate aldığımızda Gazze'deki soykırım aslında bir uyanıştı. Yani İsrail aslında çok kötü bir siyaset güdüyor. Ve bu politikaları, bu siyasetini güvenlik ihtiyacı kisvesi altına büründürüyor. Terörizmle mücadele ettiğini söylüyor. Bunlar kulağa hoş gelen şeyler. Fakat uluslararası topluluk söz konusu olduğunda Allah'a çok şükür uyandı artık dedi.
Her ülkeyle tek tek konuşulduğunda hepsinin mutabık olduğu bir nokta olduğunu belirten Bakan Fidan, Birkaç örneğimiz de var aslında. Büyük bir çoğunluğu kendileri ve İsrail politikaları arasına bir mesafe koydular. Fakat Avrupa Birliği olarak, kurumsal olarak bir araya gelip kendi gücünü kullanarak gerçek anlamda İsrail'in faaliyetlerini kısıtlama konusunda bir duruş sergilemiyorlar. Resen güvenlik açısından da bu böyle, bizim görmediğimiz şey bu. AB'den bunu şu anda görmüyoruz. Bazı ülkeler gerçekten ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Ve bazı örnekleri de gördük AB kurum ve kuruluşlarından bazı kararlar alındığını görüyoruz. Gerçekten özellikle Batı Şeria'da yayılmacı politika gösteren yerleşimcilerin çok yanlış bir siyaset uyguladıklarını, soykırımın durması gerektiğini, işgalin durması gerektiğini, başkalarının topraklarının ele geçilmemesi konusunda bazı adımlar atıyorlar diye konuştu.
YAPICI BÖLGESEL VE ÜLKESEL GÖRÜŞMELERE DESTEK
Ukrayna Cumhurbaşkanı ile Suriye'deki son diplomatik temaslar ve üçlü görüşme olasılığını değerlendiren Bakan Fidan, Zelenski İstanbul'u ve Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı ziyaret ediyordu ve görüşmelerle ilgili birlikte istişare ettiler ve Türkiye, Ukrayna arasındaki gerçekten iyi ilişkileri istişare ettiler. Yani bağımsızlığından bu yana Ukrayna'yla müthiş ilişkilerimiz var fakat maalesef savaş sebebiyle bu meydana gelen birçok iyi iş kesintiye uğradı. Ticaret kesintiye uğradı ve diğer hususlar da kesintiye uğradı. Fakat Sayın Zelenski dış politikasını, Ukrayna'nın dış politikası, dış politika eksenini genişletmeye çalışıyor ve Körfez ülkelerinde bir ziyaret silsilesi gerçekleştirdi. Ve Suriye hükümetiyle görüşmeler gerçekleşti. Biz her yapıcı ikili bölgesel ve ülkesel görüşmeleri destekliyoruz. Gerçekten yapıcı iş birliği ticaret alanında olsun, kalkınma alanında olsun. Bu alanlar gerçekten bizim desteklediğimiz alanlar ve yüreklendirmeye çalıştığımız alanlar, etrafımızdaki bütün ülkeleri yüreklendirmeye çalışıyoruz dedi.
'İSRAİL'İN TAAHHÜDÜNÜ YERİNE GETİRMESİ BEKLENİYOR'
Gazze'deki son durumu değerlendiren ve 'O bölgede gerçek bir ateşkes olma şansı var mı' sorusuna yanıt veren Bakan Fidan, şöyle konuştu:
Geçtiğimiz yıldan başlamakla birlikte Türkiye ve Türkiye ile birlikte birçok başka ülke de bir araya geldi. ABD'nin liderliğinde Gazze Barış Planı ve bu plan Gazze'de çatışmaları durdurdu. Çünkü o zamana kadar İsrail'in taammüden işlediği cinayetler ve soykırım devam etmekteydi. En azından bu cinayetler durdu. Gazze Barış Planı'na baktığınız zaman bunun bazı aşamaları var. Biz Gazze planının ilk aşamasını uygulamaya başladık. Her iki tarafın da yükümlülükleri var, yerine getirmesi gereken. Ancak şu anda tabii ki görüşmeler Kahire'de devam etmekte. Ara bulucular sayesinde Katarlılar, Mısırlılar ve Türk delegasyonu her iki taraf arasında ara buluculuk yapmaya çalışıyor. Öncelikle şu anda yaptıkları şey şu, birinci aşamanın performansının değerlendirilmesi ve ikinci aşamaya nasıl geçileceğinin değerlendirilmesi. Tartışmalar devam ediyor, her iki tarafta farklı şeyler istiyor ama genel olarak şunu söylemek istiyorum, İsrail'in özellikle de anlaşmanın insani yardım içeren kısmıyla alakalı yükümlülüklerini yerine getirmediğini görüyoruz ilk aşamada. Ara bulucular İsrail'in taahhüdünü yerine getirmesini bekliyor ilk aşamayla alakalı olarak. Daha fazla insani yardımın, daha fazla tıbbi yardımın oraya girmesi lazım ve bunları içeriye sokabilmek için de izne ihtiyaç var ve aynı şekilde insanların barınma ihtiyacının karşılanması lazım. Filistin Teknik Komitesi Gazze'de kendi çalışmasına başlayabilmeli. Çünkü Gazze'ye girmelerine müsaade edilmediği için henüz daha çalışmalarına başlayamadılar. Dolayısıyla şu andaki mevzu bu. Bunlar tamamlandıktan sonra ikinci aşamaya geçeceğiz ve esasında daha fazla somut sonuçlar görüyoruz. Ancak şu andaki mesele insani durum henüz daha tam olarak giderilebilmiş değil. İlk aşamanın gerektirdiği koşullar dahilinde henüz tam olarak yerine getirilmiş değil. Dolayısıyla şu anda bulunduğumuz nokta bu ve Kahire'de devam eden görüşmeler var şu anda inşallah bu da olumlu bir şekilde sonuçlanacak diye konuştu.